İLETİŞİM BİLGİLERİ
+90 542 857 76 46

  • Eylül 10, 2026

BASIN BİLDİRİSİ

Okullar Açılırken Bir Çağrımız Var: Hiçbir Çocuk Yalnız Kalmasın, Hiçbir Ebeveyn Kaygıyla Baş Başa Bırakılmasın

Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlıyor. Her çocuk için okulun ilk günü; yeni bir başlangıcın, yeni arkadaşlıkların, öğrenmenin ve büyümenin heyecanını taşır. Ebeveynler çocuklarının ilk gününü, çoğu zaman tatlı bir telaş ve heyecanla bekler. Ancak otizm spektrumunda olan ya da herhangi bir nedenle özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocukların ebeveynleri için okulun ilk günü çoğu zaman yalnızca heyecan anlamına gelmiyor. Kaygı, korku, belirsizlik ve “Çocuğum okulda nasıl karşılanacak?” sorusu da bu sürecin bir parçası olmaya devam ediyor. Çünkü birçok aile için eğitim yılı başlamadan önce cevaplanması gereken çok temel sorular var:

Çocuğum sınıfa ve okula nasıl uyum sağlayacak?
İhtiyaçları öğretmenleri tarafından biliniyor mu?
Sınıf arkadaşları ve okul topluluğu farklılıklara nasıl yaklaşacak?
Günlük rutin değişiklikleri konusunda kim destek olacak?
Çocuğumun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurulacak mı?
İhtiyaç duyulduğunda gerekli özel eğitim desteğine ve gölge öğretmen desteğine erişebilecek miyiz?

Ne yazık ki bu soruların önemli bir bölümü hâlâ ailelerin omuzlarında kalıyor.

Oryantasyon yalnızca bir hazırlık değil, bir ihtiyaçtır.

Okula başlamak her çocuk için bir geçiş sürecidir. Ancak özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocuklar açısından bu geçişin planlı, öngörülebilir ve destekleyici olması çok daha büyük önem taşır. Bu nedenle okulların açılmasından önce veya eğitim yılının başlangıcında düzenlenecek oryantasyon süreçlerinin yaygınlaştırılması, çocukların okula, öğretmenlerine ve sınıf ortamına güvenli bir şekilde uyum sağlamaları açısından büyük önem taşımaktadır. Oryantasyon yalnızca çocuğu değil; öğretmeni, sınıf arkadaşlarını, okul yönetimini ve aileyi de kapsamalıdır. Çünkü kapsayıcı eğitim, çocuğun okula uyum sağlamasını beklemekten ibaret değildir. Okulun da çocuğun ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmesidir.

Destek mekanizmaları ailelerin sorumluluğu olmaktan çıkmalıdır.

Özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocukların eğitim hakkı, ailenin imkânlarına, ısrarına veya bireysel çabasına bağlı olmamalıdır. Gerekli görülen durumlarda çocuğun eğitim sürecini destekleyecek gölge öğretmen uygulamasının açık, erişilebilir, sürdürülebilir ve yasal bir çerçeve içerisinde güvence altına alınması ailelerin en temel beklentilerinden biridir. Ailelerin her eğitim döneminin başında aynı belirsizlikleri yeniden yaşaması kabul edilebilir değildir. Çünkü bir çocuğun eğitim hakkına erişebilmesi için ailesinin her kapıyı tek tek çalmak zorunda kalmaması gerekir.

Yalnızız, yorgunuz ve anlaşılmak istiyoruz.

Bazen çocuklarımızın davranışları yanlış anlaşılabiliyor. İletişim biçimleri, duyusal ihtiyaçları, rutinlere bağlılıkları veya dünyayı algılama biçimleri “problem” olarak görülebiliyor. Oysa çoğu zaman problem çocukta değil, çocuğun ihtiyaçlarını anlamayan ve farklılıkları kapsayacak şekilde düzenlenmemiş çevrededir. Ne yazık ki çocuklarının anlaşılmadığını, dışlandığını veya ötekileştirildiğini görmek ebeveynleri de yıllar içerisinde yıpratmakta ve yaşama, sisteme ve eğitime olan inançlarını yitirmelerine sebep olmaktadır. Bu nedenle bugün yalnızca çocuklarımız için değil, onların yanında yorulmadan mücadele eden tüm ebeveynler için de sesleniyoruz:

Yalnız değiliz.
Yalnız kalmak istemiyoruz.
Anlaşılmak, dinlenmek ve desteklenmek istiyoruz.

Eğitimde fırsat eşitliği bir tercih değil, haktır.

Kıbrıs Otizm Derneği olarak yeni eğitim-öğretim yılı başlarken başta otizm spektrumundaki çocuklar olmak üzere, herhangi bir nedenle özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan tüm çocukların eğitim hakkına eşit ve ayrımcılıktan uzak bir şekilde erişebilmesi için tüm paydaşları iş birliğine ve dayanışmaya davet ediyoruz.

Bu çağrımız;

  • Özel eğitim öğretmenlerine,
  • Rehber öğretmenlere ve psikolojik danışmanlara,
  • Sınıf ve branş öğretmenlerine,
  • Okul yönetimlerine,
  • Eğitimle ilgili kamu kurumlarına,
  • Yerel yönetimlere,
  • Sivil toplum kuruluşlarına,
  • Uzmanlara ve sağlık profesyonellerine,
  • Ve toplumun tamamına

yöneliktir.

Çocuklarımızın ihtiyaçlarını eğitim yılının ortasında ortaya çıkan bir “sorun” olarak değil, eğitim planlamasının doğal ve ayrılmaz bir parçası olarak görmeye davet ediyoruz. Öğretmenlerin ihtiyaç duydukları bilgi ve desteğe erişebildiği, ailelerin sürecin dışında bırakılmadığı, çocukların farklılıkları nedeniyle etiketlenmediği ve her çocuğun kendisi olabildiği güvenli okul ortamlarını birlikte oluşturabiliriz. Çünkü kapsayıcı eğitim yalnızca özel eğitim alan çocukların meselesi değildir. Kapsayıcı eğitim, hepimizin meselesidir.

Yeni eğitim-öğretim yılında beklentimiz çok açık:

Hiçbir çocuk farklı olduğu için dışlanmasın.
Hiçbir ebeveyn çocuğunun okulda kabul görüp görmeyeceği konusunda kaygıyla baş başa bırakılmasın.
Hiçbir öğretmen ihtiyaç duyduğu desteği almadan sınıfta yalnız bırakılmasın.
Ve hiçbir çocuk eğitim hakkına ulaşabilmek için ailesinin imkânlarıyla mücadele etmek zorunda kalmasın.

Çocuklarımızın ne yaşadığını anlamaya çalışalım.
Onları değiştirmeye değil, anlamaya başlayalım.
Eksiklerini aramak yerine ihtiyaçlarını görelim, güçlü yönleri ortaya çıkaralım.
Ötekileştirmek yerine kapsayalım.

Yeni eğitim-öğretim yılında tüm paydaşları çocuklarımız için el ele vermeye, iş birliğine ve dayanışmaya çağırıyoruz. Çünkü her çocuk öğrenebilir. Her çocuk gelişebilir. Her çocuk ait hissedebilir. Yeter ki eşit bir fırsat, ihtiyaç duyduğu destek ve güvenli bir alan sunulabilsin.

Kıbrıs Otizm Derneği
Eylül 2026